‘’ SEVENLER ÖLDÜĞÜNDE, YÜREKLERİNDEKİ SEVDA NEREYE GİDER? ’’

06.04.2015
 Yazımda başlık olarak kullandığım tırnak içerisindeki cümle; usta gazeteci ve yazar Değerli Bekir Coşkun’a aittir…
 Bu başlığa konu olan sevgiye, umuda, güzel insan ilişkilerine sevdalı duyguların coşkulu sesini; ‘’Yolu sevgiden geçen herkesle bir gün bir yerde buluşuruz…’’ Cümlesiyle; son dönemde yaşanan sevgisiz, hoş görüsüz yaşam koşullarımızda unutulan bu güzellikleri bir kez daha önümüze koyan, hatırlatan büyük bestekâr, eşiz yorumcu ve unutulmaz şarkılarıyla gönüllerimize taht kuran Kayahan’ı ne yazık ki, kaybettik.
  Gönül sesinin sevgi dolu coşkusunu; sadece sevenlerine değil; eşiz besteleriyle yüreğinde insan sevgisi taşıyan herkese yaşatan, sevgiyle yaşamanın ne demek olduğunu besteleriyle, kaleme aldığı şarkı sözleriyle, bir nakış gibi işleyen; insanlığa, insanlık dersi veren o büyük bestekâr, yüreği sevgiye sevdalı o eşsiz ozan, artık yaşamıyor…
 Ama unutulmaz besteleri, iliklerimize kadar işleyen sevgi dolu, sevda dolu şarkılarıyla daima hatırlanacak, sevgiye sevdalı yüreklerimizin sesi olmaya devam edecektir.
  Allah rahmet etsin, mekânı cennet olsun.
  Hiç düşündünüz mü? 
  Gerçekten de, sevenler öldüğünde yüreklerindeki sevda nereye gider?
  Bu çok anlamlı soruya verilebilecek pek çok cevap bulunabilir tabii ki!
  Ya, sevgiyle dolu o bakışlarda, kalplerde yaşar kimi sevdalar…
  Ya, kimi zaman aşk dolu, sevgi dolu şiirlerin dizleri olur, sevdalı yürekleri anlatırlar…
  Ya da, yazılara dökülür unutulmaz kitapların sayfalarında klasikleşir unutulmaz olurlar. 
 Tıpkı Anna Karanina’da, Kerem ile Aslı’da, Leyla ile Mecnun’da, Aşk-ı Memnu’da, olduğu gibi daha pek çok kitaplarda yaşamaya devam ederler… 
  Çünkü gerçek sevdalar ölümsüzdürler…
 Tıpkı birbirini tamamlayan iki gönlün, coşku dolu sevgisiyle oluşan, son nefese kadar süren sevdalarını anlatan, ömür boyu aynı duygu yumaklarını taşıyan hayat arkadaşlıkları gibi…
 Tıpkı ilk aşkı tadan gönüllerde açan sevgi tomurcuklarıyla zenginleşen sevdaların unutulamadığı, kimi zaman ortak şarkılarda, kimi zaman ortak renklerde, kimi zaman gönül tellerinde her daim canlı kaldığı, kalacağı gibi… 
 Tıpkı uzak diyarlarda yitip giden canların, o vatan topraklarına hasretliğini anlatan sevdalar gibi…
 Bir Kızılderili Ata Sözü derki:  
 ‘’ Ölüler güç ve bilgilerini beraberinde götürmez; yaşayanlara ilave ederler…’’ (Cheyenne kabilesi…)
  Evet, sevdalar da ölülerle birlikte gitmez! 
 Kimisi gönlümüze, kimisi şiirlere, kimisi kitaplara, kimisi vatan topraklarımıza kazınırlar. Yaşayanlarla, yaşanan her şeyle kaynaklaşır, kaynak olur bu sevdalar…
 Aslında insanoğlu yüreğindeki sevgiler kadar yücelir, etrafıyla paylaştıkça çoğalır sevgi yumaklarımız.
 Sevginin gücüne hiçbir engel set çekemez, sevgiyle çarpan yürekler, hiçbir engel tanımaz. Yeter ki, sevgiyle çarpan yürekler, hoşgörü ile buluşabilsin!
 Ülkemizin son dönemine baktığımızda; sevgiyi, hoşgörüyü unutan gönüller, gönüllerimiz o kadar çoğaldı ki! 
 Sevgiyle bakan gözler, hoşgörüyle çarpan yürekler, bu güzellikleri anlatan sözler karşımıza çıktığında; neye uğradığımızı şaşırıyoruz adeta! 
 Ama böylesine duyguları bize hatırlatan, ancak göremediğimiz, yazılmayan, yazılamayan o kadar çok olay var ki çevremizde..!
 İşte ‘Sevdanın Sesi’, büyük usta Kayahan’ın aramızdan zamansız ayrılışıyla birlikte, daha önce de bizimle olan o eşsiz besteleri, vefatıyla birlikte bir anda çok yoğun bir şekilde TV’lerde duyulmaya başladı. O; hiç beklenilmeyen bir anda, sevginin sevdalı dizelerini, ülkemizin bu çarpıcı görüntüsünde koyuverdi önümüze…
  Sevgi ve hoşgörü! Bu iki sihirli kelimeyi, günlük yaşamımıza uyarlasak; ülkemizde çözülmeyen, çözülemeyen hangi sorun olabilir ki?
  Sevgiyi ve hoş görüyü öne çıkararak;  kimseyi ötekileştirmeden, inanç özgürlüğüne saygılı, kimlikler üzerinden insanlara ayrımcılık yapmadan, hukuku siyasallaştırmadan, ‘dindar nesil, kindar nesil’ ayrımcılığına sapmadan, inançlar üzerinden siyaset yapmadan, demokratik özgürlüklere saygılı kalarak, cumartesi annelerinin feryadına da, şehit analarının yanık yüreklerine de duyarlı, dürüstlüğün hak ve hukukun öne çıktığı, adaletli vicdanların sesinin yansıdığı bir ülke ortamı yaratmak çok mu zordur?
 Çok zor mudur, sevmek ve hoş görmek?
 Yunus Emre’nin ilahi aşkla söylediği:
’’ Yaratılanı severim, Yaradan’dan ötürü…’’ sözünde olduğu;
 Yüce Peygamberimiz Hz. Muhammet’in (S.A.V)
‘’ Hoşgörülü Ol ki Sana da Öyle Davranılsın.’’
  Hadisi Şerifinde buyurdukları gibi ‘Birbirimize hoş görüyle davranmak’, sevgi dolu gözlerle bakmak, gerçekten de zor mudur? 
 Hiç sanmıyorum. Çünkü Türk Milletinin yapısal nitelikleri, duygusal özellikleri; bu iki güzel kelimeyle yoğrulmuştur.
 Bizler; sevgiyi ve hoşgörüyü, bu güzellikleri tarih sayfalarına nakış gibi işleyen atalarımızdan devir almış, özümsemiş nesilleriz.
 Büyük usta Kayahan’ın cenaze töreninde, cemaatin önünde son duayı yapan, hazır bulunan cemaate hitap eden imamın, yapmış olduğu konuşmasında; bir cümle özellikle sosyal medyayı adeta salladı, çok dikkat çekti!
 Neydi o cümle? ‘’Koca kalelerin içine korumalarınızla saklansanız da ölüm bir gün sizi bulacak…’’ Çok anlamlı olan bu cümle aslında bir ayet, bir hakikat…
 Çünkü ‘Her canlı ölümü tadacaktır.’’ (Al-i İmran Suresi, Ayet 185) gerçeği ile de tam olarak örtüşmektedir.
 O halde, sevgiyi, hoşgörüyü öne çıkarmak varken; günümüzün Türkiye’sinde yaşanan onca sevgisizlikler, hoşgörüsüzlükler nedendir? Sadece yaptıklarımız kalmayacak mıdır ardımızda? Sevgiyle, hoşgörüyle anılmak varken; tam tersiyle anılmak niye?
   Ama yine de;
 ‘’Vicdan gecikmiş olsa da bir gün sevgiye dönüşebiliyorsa, bir gün borcunu ödemeye amade hale gelebiliyorsa, bu dünyada hala umut vardır.’’ (Danny Collins, filminden…)
 Sevgiyi ve hoşgörüyü bir kez daha bizlere hatırlatan, ‘Sevgilerin, nice güzel Sevdaların Büyük Ustasına’ rahmet dilerken; 
Her dönemde hatırlanacak Kayahan adı, ‘’Gönül Sayfamızda’’ yazılı kalacaktır. Ruhu şad, mekânı cennet olsun.

"Yaşantı" Diğer Yazılar